Ravza-i Mutahhara

Yazar : Tarih: 26.Eki.2016 Kategori : Medine Ziyaret | 0 Yorum

Ravza, bahçe ve cennet anlamlarına gelir. Ravza-i Mutahhara geniş anlamıyla, âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (s.a.s)’in medfün bulunduğu yer ve Mescid-i Nebi demek ise de, özel manasıyla Mescid-i Nebi’nin içinde Hz. Peygamber (s.a.s)’in kabr-i saadetleriyle minber-i şerif arasında kalan kısım demektir. Bu yer 10 m. genişliğinde ve 20 m. uzunluğunda 200 m2 lik bir sahadır. Bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulu şöyle buyurur: “Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir”

MESCİD-İ NEBİ içerisinde, Peygamberimizin kabr-i şerifi ile mescidin o zamanki minberi arasındaki yerdir. Peygamber Efendimizin: EVİMLE MİNBERİM ARASI, CENNET BAHÇELERİNDEN BİR BAHÇEDİR buyurarak medh ettiği Ravda-i Mütahhara’nın uzunluğu 22 metre, genişliği ise 15 metredir. İçerisinde Peygamber Efendimizin namaz kıldığı mihrabın da bulunduğu bu beyaz sütunlu kısım, Mescid’in diğer bölümlerinden ayrılmıştır. Öteki kısımların sütunları vehalı renkleri ayrı olduğu için rahatça bilinebilmektedir.

Devamı

Mescid-i Nebevi

Yazar : Tarih: 26.Eki.2016 Kategori : Medine Ziyaret, Umre | 0 Yorum

Medine-i Münevvere

Resulullah (s.a.s)’ın Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte bina ettiği mescit. Bu mescit, Mescid-i Resul, Mescid-i Şerif, Mescid-i Saadet ve Mescid-i Nebevi adlarıyla da anılmaktadır. Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa’dan sonra yeryüzündeki mescitlerin en faziletlisidir.

Resulullah (s.a.s), Hicret yolculuğunda kısa bir müddet Medine’nin dışında bulunan Kuba köyünde kalmıştı. Bu esnada Kuba mescidi adıyla bilenen mescidi inşa ettirmişti. Buradan yola çıkıp, Medine’ye girdiği zaman, Resulullah (s.a.s), misafir edip ağırlama şerefine nail olabilmek için herkes birbiriyle yarışa girmişti. Kendisini davet edenlere Resulullah (s.a.s); “Bırakın deve serbestçe yürüsün. O bizi Allahın razı olacağı bir yere kadar götürecektir” diyordu. Deve bir süre yürüdükten sonra, iki yetim kardeşe ait boş bir arsaya çöktü. Buraya evi en yakın olan Ebu Eyyub el-Ensari, Resulullah (s.a.s)’ın eşyalarını alıp sevinçli bir halde evine taşıdı (bk. Hicret mad.).

Resulullah (s.a.s)’ın devesinin çöktüğü bu arsa sahipleri olan Neccaroğullarından Sehl ve Suheyl hibe etmek için ısrar ettilerse de Resulullah (s.a.s) bunu kabul etmedi ve on dinar gibi sembolik bir meblağ karşılığında burayı satın aldı. Bu bedeli Hz. Ebu Bekir (r.a) ödedi.

Devamı

Mescid-i Nebevi’ye Varınca Okunacak Dua

Yazar : Tarih: 20.Eki.2016 Kategori : Umre | 0 Yorum

“Allah‟ın yüce adı ile, Rasulullah (sav)‟in sünneti üzere… Rabbim, beni dahil ettiğin bu kutsal beldeye esenlik ve hoşnutlukla koy, çıkaracağın yerden selâmetle çıkar, bana yüce katından beni destekleyici kuvvet ihsan eyle. Allahım, Hz. İbrahim ve ailesinin şeref ve mertebesini yüce kıldığın gibi, sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)‟in şeref ve mertebesini de yücelt. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın, yüce kerem ve şan sahibisin. Allahım, Hz. İbrahim ve ailesinin şanını yüce ve yakışmayan sıfatlardan uzak kıldığın gibi Hz. Muhammed (sav)‟in ve O‟nun temiz ailesinin şanını da yüce ve yakışıksız sıfatlardan uzak eyle. Şüphesiz ki Sen övülmeye layıksın, yüce kerem ve şan sahibisin. Allahım, günahlarımı bağışla, rahmet, lütuf ve fazilet kapılarını aç bana.”

Hz. Peygamber (sav)‟in Kabri Önünde Selam ve Dua

“Selâm sana ey kerim Peygamber, çok şefkatli ve merhametli yüce Rasul, Allahın rahmet ve bereketi üzerine olsun.
Salât ve selâm sana, ey Allah‟ın Rasulü;
Salât ve selâm sana, ey Allah‟ın Peygamberi;
Salât ve selâm sana, ey Allah‟ın habibi;
Salât ve selâm sana, ey yaratılmışların en hayırlısı;
Salât ve selâm sana, ey alemlerin rahmeti;

Devamı

Medine-i Münevvere

Yazar : Tarih: 19.Eki.2016 Kategori : Umre | 0 Yorum

“Allahım, burası Senin peygamberin Hz. Hazreti Muhammed (sav)‟in haremidir. Senin vahyinin O‟na indiği mübarek beldedir. Bu ziyaretimi benim için Cehennemden korunma, hesab ve azabtan güven vesilesi kıl. Beni dönüş günü sevgili peygamberin şefaatiyle kurtuluşa erenlerden eyle.” Mescid-i Nebevi Görününce Daha çok salâtü selâma devam ediniz. Numune-i imtisâl olması bakımından Şair Nâbî‟ nin Rasulullah (sav) ziyaretini buraya alıyoruz. Zamanının paşalarından biri şair Nâbi‟yi Hacca götürür. Sıra Peygamber (sav) efendimizi ziyarete gelir. Deve üzerindeki mahfilin bir tarafında paşa, diğer tarafında Nâbi bulunmaktadır. Peygamber (sav) efendimizin kabr-i şerifleri olan Kubbe-i Hadrâ görülmeye başladığı sırada Nâbi hürmet ve edebinden, kendini bu makamı ziyarete layık görememekten gelen mahcubiyetle ne yapacağını şaşırmıştır. Paşa ise uykusu gelmiş, dalgın ve ayağını uzatmış bir halde adeta nereye geldiğinin farkında değildir. Nâbî‟nin dudaklarından gayr-i ihtiyari:

Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-i hüdadır bu.
Nazargâh-ı İlahîdir, Makam-ı Mustafa’dır bu.
Müraat-ı edep şartı ile gir, Nâbi bu dergâha.
Metaf-ı kudsiyandır büsegâh-ı Enbiyadır bu.

mısraları dökülür. Paşa her zamanki tavrıyla:
– Ne o Nâbî, gene bir varidat mı var? Deyince,

Devamı