Hacer-i Esved

Kâbe‟nin güneydoğu köşesinde yerden 1.5 m. yükseklikte kırmızı damarlı, parlak, siyah renkli üç büyük ve birkaç küçük parçadan oluşan Hacer-i Esved bir çemberle çevrilmiştir. Hacer-i Esvedi Hz. İsmail‟in Cebeli Kubeys‟ten getirdiği rivayet edildiği gibi, Cebrail (as)‟ın onu semadan getirdiği de söylenir. 605 H. yılında yani peygamberimiz 35 yaşında iken Kâbe önce bir yangına maruz kaldı, arkasından da bir sel baskınına uğradı ve harab oldu. Şehir meclisi Kâbe‟nin yeniden inşasına karar verdi ve inşaat başladı. Duvarlar yükselmeye başlayıp da sıra Hacer-i Esved‟i yerine koymaya gelince ciddi bir ihtilaf çıktı. Her kabile bu şerefin kendine ait olmasını isityordu. Bunun üzerine içlerinden yaşlı birinin Safa tarafından gelecek ilk kimseyi hakem tayin etmesi teklifi kabul gördü. Oraya ilk gelen Hz. Muhammed oldu. Ondan herkes emindi. Kumaştan bir örtü getirtti, yere serdi, taşı da bu örtünün üzerine koydu. Kabile temsilcilerinden kumaşın kenarından tutup kaldırmalarını istedi. Taş istenen seviyeye gelince onu bizzat kendisi yerine yerleştirdi. Bu durum herkesi memnun etti. Hz. Peygamber (sav) Mekke‟yi fethedip Kâbe‟deki putları kırdıktan

sonra tavaf ederken Hacer-i Esvede ellerini sürmüş ve onu öpmüştür.Tavafta Hacer-i Esvedin bulunduğu köşeden başlar ve orada sona erer. Tavaf esnasında Hacer-i Esved öpülür, buna imkân yoksa uzaktan elle selamlanır. Müslümanlıkta bu taşın kutsal sayılması esasen onun mahiyetinden değil, müslümanların Hz. Peygambere uymaya özen göstermelerinden kaynaklanır.

Nitekim birgün Hz. Ömer (ra) bu taşa hac esnasında uzun uzun baktıktan sonra, “Aslında sen basit bir taştan ibaretsin, ne bir kimseye zarar verebilir ne de senden bir fayda gelir. Şayet Rasulullah senin önünde hürmet ve tazimde bulunmasaydı ve seni öptüğünü görmeseydim böyle birşey yapmazdım” demiştir. (Tecridi Sarih tercümesi altı 108/109) Hz. Ömer‟in bu yaklaşımı dikkate alındığında yeterli dini kültüre sahip olmayan müslümanlarm zaman zaman bir taşa ve benzeri şeylere olması gerekenin üstünde önem ve kutsiyet izafe etmeleri doğru bir davranış olmadığı anlaşılır. Hilafetin Osmanlılara geçmesinden sonra Hacer-i Esved in gümüş çerçevesi iki defa yenilendi