lügatte mutlak manada “niyet etmek, kastetmek, hedef tayin edip ona yol tutmak, onu ziyaret etmek” demektir. Bu niyet ve kasdın tekrarı haccın manasına daha uygundur. Ayrıca kelimenin yapısında kastedilen, yön tut tulan mekânın yüce görülüşü ve tazimi anlamı da vardır. Bir nevi; “gönülde yüce bir yeri olan bir hedefe yönelerek ona yol tutmak, bu kastı tekrar tekrar taşımak” demektir. Fıkhî manada ise; “din-i mübinin rükünlerind den birini eda etmek için Beytullah’ı hedef tayin ederek, onu kasdedip, ona yönelip yol tutmak, onu ziyaret etmektir.” Mekke-i Mükerreme, Allah Rasûlü’nün ana yurdu, ilk vahyin indiği, İslâm nûrunun yayılmaya başladığı, yeryüzündeki bütün mü’minlerin kıbl legâhı olan Kâbe’nin bulunduğu yerdir.

İslâmın beş erkanından biri olan haccın edâ yeridir. Allah Rasulü’nün hicret ederken; “Vallahi sen Allah’ın en hayırlı beldesi, Allah’a en sevimli toprağısın. Eğer senden ayrılmak zorunda bırakılmasaydım ayrılmazdım” buyurarak övdüğü, İbrahim Aleyh hisselam’ın duâsına mazhar olmuş beldedir. Sel sel olup akan mü’min gönüllerin varıp buluştuğu mukaddes diyardır. Bizim de varıp bu coşkulu sele kapılacağız ve hayat boyu hatıralarını taşıyacağız. Ondan önce duygularımızın tazelenmesi için şu ayet ve hadislere kulak verelim: