Fetih Mescidleri (Yedi Mescidler)

Hendek Gazvesi sırasında karargah kurulan saha Mesâcid-i Seb’a (Yedi Mescidler) diye de anı­lır. Ancak bu mescidlere “Fetih Mescidleri” denmesinin daha uygun olduğuna inanıyoruz. Yahudilerin tahrikiyle harekete geçen ve çevre kabilelerle de anlaşan Mekkeli müşrikler, mü’min mücahidlerin üç katından daha fazla bir güçle savaş hazırlıkları yaparken; müdafaada kolaylık olur diye Selmân-ı Fârisî’nin(ra) teklifi üzerine, anlaşmalı arazîden, dağlık ve taşlık bölgeden geri kalan açık bölgeye, bütün meşakkatlere ve yokluğa göğüs gererek kısa zamanda büyük bir hendek kazılmıştı. Medine’nin kuzey doğusundan batısına kadar uzanan Harratü Vâkım ile Bathan Vâdisi arasında yer alan bu hendeğin en zayıf noktası, Sel’ Dağı önlerinde bırakılmış, karargahlar da buraya kurulmuş, düşman buranın karşısında yer almaya zorlanmış, burada karşılanmıştı. Mescidler, karargah noktalarına sonradan, (Hicrî birinci asrın sonlarına doğru Ömer İbn Abdülaziz’in Medîne valiliği sırasında) bina edilmiştir. Daha sonra Osmanlılar tarafından yenilenmiş ve sağlamlaştı­rılmıştır. Bu mescidlerden kıble istikametine dönüldüğünde en geride olan ve Sel’ Dağının yamacında yüksekçe bir noktada yer alanın adı Mescid-i Fetih’tir. Rasûlullah(sav) Efendimiz’in merkez karargahı burada kurulmuş, burada duâ ve niyazda bulunmuş, mü­cadelenin birçok safhalarını buradan takip etmiştir. Oradan kıble istikametine doğru basamaklara inildiğinde ilk gelinen mescid, Selmân-ı Fârisî Mescidi’dir. Onun önünde de Hz. Ali Mescidi yer alıyordu.

Bu mescid H. 1414 (M. 1993) yılında yeniden yapılma niyetiyle yıkıldı. Önce kazı yapıldığını gördük, sonra bu kazı durduruldu, daha sonra da açılan yer kapatılıp asfaltla örtüldü. Zannediyoruz ki fikir değiştirilmişti. Çok geçmeden mevcut mescidlerle Sel’ Dağı arasına oldukça büyük bir câmi inşa edildi. Selmân-ı Fârisî mescidinden kıbleye doğru biraz daha ilerleyince sahanın ortalarına yakın bir yerde, düz zeminde Hz. Ömer Mescidi yer alır. Bu mescid günümüzde varlığını korumaktadır. Hz. Ömer Mescidi’nden biraz sola dönerek kıble istikametine ilerleyip, önümüze çıkacak merdivenlerden Sel’ Dağı’nın bu yöndeki yamacına tırmandığımızda karşımıza çıkacak mescid, Hz. Ebubekir mescididir. Hemen hemen Fetih Mescidi ile aynı yükseklikte ve onunla karşı karşıyadır. Buradan inilip Hz. Ömer Mescidi’nin kıble istikametine doğru yaklaşık 30 m ilerlendiğinde, Sel’Dağının bu yönde düzleştiği noktada Sa’d İbn Muaz Mescidi yer alır. Üstü açık küçücük bir mescid idi. Yan duvarları yıkılarak ortadan kaldırıldı. Halen halk tarafından buranın mescid olduğu bilinmekte ve açıkta da olsa namaz kılınmaktadır. Özellikle İranlılar tarafından bu mescid, Fatıma Mescidi olarak tanınıyor ve yakın ilgi görüyorsa da bunun doğru olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Fatı­ma Vâlidemiz Uhud Gazvesine gelmişse de Hendek Gazvesinde bulunmamıştır. Bu meydanda yer alan mescidlerin yedi değil altı olduğu, hiç bir devirde de yedi olmadığı bilinmektedir. O halde niçin Yedi Mescidler diye anılıyor? sorusuna cevap arandığında, bu ismin çok sonraları dillerde dolaşmaya başladığı, belki yedinci mescid olarak, güney istikamette yakınlarda yer alan Benî Haram Mescidi’nin veya Uhud tarafına doğru Sel’ Dağı’nın uzantısı olan ve Râye Tepesi üzerinde yer alan Mescid-i Râye’nin düşünülmüş olabileceği söylenmiştir.