Cebel-i Nur

Nur dağı eski adıyla Cebel-i Hıra.Hıra mağarasının bulunduğu dağ. Rasulullah (sav) Efendimizin kırk yaşlarına geldiklerinde, içine yerleşen inzivaya çekilme, ibadet ve tefekkür duygu ve arzularını gerçekleştirmek için bu dağdaki mağarayı seçmişti. Zirveye yakın, Beytullaha bakan istikamette, yönü de Kâbe‟ye yönelik bu mağaraya yerleşmiş, gönlüne yerleşen bu duyguyla insanlardan uzak bu ıssız mağarada tefekküre dalar, hanif dini üzerine ibadet ederdi. Yiyecek ve içeceği bitince Mekke‟ye gelir, Hz. Hatice validemizin hazırladığı yiyecek ve içecekleri alır ve tekrar mağaraya dönerdi. Günler bu şekilde devam ederken Ramazan-ı Şerifin 26. günü (6 Ağustos 610 M) büyük buluşma anı gelip çatmış, o seçilmiş insan bu ıssız dağda bir anda karşısında Cibril (as)‟i görmüş dehşetle ürpermişti. Kendisine “Oku” diyordu. O, ürperti içinde “ben okuma bilmem” diye cevap verdi. Ama Cibril (as) kendisini sıkıyor ve yine “oku” diyordu. O yine “ben okuma bilmem”

diye cevap verdi. Cibril (as) kendisini tekrar sıkıyor ve üçüncü defa “oku” diyor ve aynı cevabı alıyordu. Peşinden “ Yaratan rabbinin ismiyle oku….” diye başlayarak Alak Suresinin ilk beş ayetini tebliğ ediyor ve gözden kayboluyordu. Ürperti ve dehşet geçmemişti. Ama ayeti kerimelerin gönlüne nakşedildiğini hissetmiş, üslup ve mana güzelliğinin lezzetini duymuştu. Böylece burada nübüvvetin ilk günleri başladı.