AKABE BİATLARI
Nübüvvetin onuncu yılında Taif’den kırgın dönen Rasulullah (sav) onuncu yılın sonlarına doğru hac mevsiminde Mina yakınlarında Mina’nın Mekke tarafında ‘’Akabe’’ denilen yerde Hazreç kabilesinden 6 kişi ile buluştu. Hazreç Medine’deki iki büyük arap kabilesinden birisi idi. Diğeri de Evs kabilesi idi. Rasullullah (sav) Mina’da dağların eteklerinden uzak olan bu yerde bu insanlar ile tanıştı onlara İslam’ı anlattı ve Kur-an okudu zaten peygamberimizi Medine’deki Yahudilerden duymuşlar idi. Son peygamber geldiğinde Yahudiler bu iki kabileyi Evs ve Hazrec kabilelerini Medine’den çıkaracaklarına ahd etmişler idi. Rasullulah (sav) onları hakka davet ediyor, Kur-an ayetleri kalplere rahatlık veriyordu. Bu altı kişi Müslüman oldular. Medine’nin ilk Müslümanları,
1) Es ad ibn zurare
2) Avf ibni haris
3) Rafi ibn malik
4) Kutbe ibn amir
5) Ukbe ibn amir
6) Cabir bin Abdullah
Bu sahabiler medineye dönünce islamı anlattılar bu şekilde her eve İslamiyet girmiş oldu.

BİRİNCİ AKABE BİATI

İlk görüşmeden bir yıl sonra hac mevsiminde 10 hazrec 2 de evsten olmak üzere 12 kişi geldi.
Başlarında es ad bin zurare vardı. Buluşma yeri yine akabe idi. Rasulullah (sav) bu on iki sahabe ile,
1. Allah (cc) hiçbir şirk koşmamak
2. Hırsızlık yapmamak
3. Zina etmemek
4. Çocuklarını öldürmemek
5. Masumlara iftirada bulunmamak
6. Doğru ve hayırlı işlerde Allah ve Rasulune karşı gelmemek
üzere biat ettiler.

Rasullah (sav) onlar ile Habeşistan’dan dönmüş olan Musab Bin Umeyr ve Abdullah İbn Ümmi mektum’u medineye gönderdi. Musab örnek bir davetçi idi yumuşak mizacı candan tavırları ile kısa zamanda bir çok gönüller feth etmişti.

Esad Bin Zurare’nin evi Medine’de davet merkezi olmuştu. Esad (ra) Medine’deki görüşmeleri planlıyordu. Kime gidileceğini daha önceden belirliyordu. ÜSEYD bin HÜDAYR SAD bin MUAZ bir kabilenin kulübünde otururlar iken bir şahıs gelir. Musab ibn umeyrin, Esad İbn Zurare ile Evs kabilesinin kollarından Abdul Eşhel oğulları ve zafer oğulları bahçelerinde sohbet ettiklerini söyler.
Bu haberi duyan Sad bin Muaz yakın arkadaşı Üseyd’i onlara gönderir. Esad bin Zurare onun geldiğini gördü.
MUSAB çok dikkatli davran bu gelen kavmin ileri geleni en zekisi, şahsiyeti en güçlü olanıdır.’’

Üseyd geldi ve Musab (ra) hiddet ile dediki;
‘’Sizi bizim topraklarımıza getiren nedir? Bizim zayıflarımızın aklını çelmek için çalışıyorsunuz. Canınızı seviyorsanız bizim beldemizden uzak durun.’’

Musab (ra) çok sakin bir şekilde şöyle dedi;
‘’Ey kavmin efendisi, şöyle biraz oturun ve söyleyeceklerimizi dinleyin. Sözlerimiz doğru ise kabul eder eğer hoşunuza gitmez ise bizde buradan gider ve sizi bir daha rahatsız etmeyiz.’’

Useyd doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilen bir şahsiyet idi. Musab İslamı anlatırken Useyd’in yüzü değişmiş, dinlediği Kur-an karşısında dona kalmıştı ve şöyle sorar:

‘’İslam’a girildiğinde ne yapılır?’’
1) Gusül abdesti alır temizlenirsin
2) Elbiseni temizlersin
3) Şehadet getirir 2 namaz kılarsın

Useyd denileni yaptı ve Musab ve Esad bin Zurare’ye dönerek;
“Peşimde bir adam var Sad bin Muaz. Onu size göndereceğim”
ve geri döndüğünde Sad bin Muaz’ı gönderdi.
Sad bin Muaz kabilesine dönünce
“Benim hakkımda görüşleriniz nelerdir?” diye sordu.
“Vallahi seni aramızda en hayırlımız, görüşleri tavsiyeleri en isabetlimiz olarak biliyoruz.”
“Şimdi beni dinleyin, Allah’ın birliğine inanmadıkça Muhammed’in peygamberliğini kabul etmedikçe sizinle konuşmayacağım.”
ve o gece Abdül Eşel oğulları topluca İslam’a girdi.

İKİNCİ AKABE BİATI

Nübüvvetin on ikinci yılının sonları idi. Medine’den bu sefer kalabalık bir Müslüman grup geldi. Başlarında Bera ibn Marur vardı. Kaab bin Malik bu grubun 73 erkek 2 kadından meydana geldiğini söyler. Kadınlardan biri Ümmü Ammara künyesi ile bilinen Nesibe, diğeri ise Esma Binti Amr idi. Peygamberimiz Zilhicce ayının on birinci on ikinci gününe bağlayan gece geç saatlerde Medine’den gelenler ile yine Akabe denen yerde buluştu. Rasullulah’ın yanında henüz o günlerde daha Müslüman olmayan amcası Abbas vardı. Çünkü Abbas, Ebu Talip vefat ettiği için yeğenine sahip çıkılması gerektiğine inanıyordu. Rasulullah bir süre onlar ile konuştu onlara İslam’ı anlattı, ayetler okudu, ayrılma zamanı gelince onları biata davet etti. Bu seferki biat, birinci biattan farklı idi. Rasullah (sav) kendi kadın ve çocuklarınızı nasıl koruyorsanız günü gelince beni de öyle koruyacağınıza dair sizden biat istiyorum diye buyurdu.

Her durumda ve her şart altında itaat edecekler idi.

1. Darlıkta ve bollukta nafaka paylaşacaklardı
2. Hakkı iyiliği yaymak, kötülüğü şerri yok etmek için çalışacaklar idi
3. Hakkı ayakta tutmak için mücadele edilecek kimsenin kınamasından çekinmeyeceklerdi
4. Gün gelir Allah Rasulü onların diyarına gelirse kendi canlarını ailelerini nasıl koruyorlarsa öyle koruyacaklardı
5. Bu fedakarlıkların karşılığı Allah rızası ve ebedi saadet yurdu cennet idi

Hanımlar Rasulullah’ın isteği üzerine el uzatarak değil söz vererek biat etmişler idi.
Rasulullah’ta onlara sizinle biatlaştım demiş idi.
Rasulullah aralarından temsilci olarak on iki kişi seçmelerini istedi. Dokuzu Hazreç’ten, üçü Evs kabilesinden on iki kişi seçildi. Rasulullah onlara havarilerin İsa ibn Meryem’e kefil oldukları gibi sizlerde kendi kavminize ve içindekilere kefilsiniz, bende İslam safında yer alan ümmetime kefilim dedi. Nakipler bu görevi kabul etti. Onlar kabilelerinin içinde yaşayacak İslam’ın temsilcisi, gayretlisi, Medine’nin istişare heyeti olacaklardı. Onlar bu vazifelerini gereğince yaptı, 12 nakip olarak anıldı ve itibar gördüler.

Medineliler çadırlarına gün doğmadan döndü ve Medine’den geldikleri kervanlar ile geri döndüler.

Mekkeliler bu biattan haber aldılar ama İslam nuru çoktan Mekke’nin dışına taşmış Medine’ye doğru yol almıştı bile.